Kitap Hakkında
Yıldızları görüyordum. Uzaklardan çağıran seslerini işitiyordum. Kulaklarım çınlıyordu. Otların kokusunu, toprağın nemini, bir suyun hafif şırıltısını duyuyordum. Sonrası derin bir sessizlikti. Ulaştığım bu direnç, ruhumu sarmalayan bu sağır edici sükûnet, azabından geçtiğim o ateş fırtınasında saklıydı belki de. Bir tünelin karanlığında ölü gölgeler uzaklaşıyor, bir ışık yaklaşıyordu. Giderek huzurun mekânı gibi hissetmeye başladım durduğumuz bu noktayı. Bir şarkı yüreğimden kanatlanıp dudaklarıma kondu. Söyleyemezdim, söylemeliydim belki de... İçimden sessizce. Ah!.. Boşluğun sesini biriktiren müziğin bilge ışığı... Muhteşem arındıran o büyülü tını. Gecenin baharıydı içimde uyanan... Ruhumda uyuyan zamanın kızıl atları uyanıp da nerelere gidiyordu? Atların kanat seslerini yıldızlar da duyar mıydı? Onlar böyle özgürce kişnerken ben dağların sessizliğini dinliyordum. İçimde tohumlar çatırdıyordu kuruluktan. O tohumları saçmak, filizlendirmek için su içmek istiyordum. Ne söndürebilirdi şuramdaki yanardağı? Irmakları yutup, çağlayanları kurutabilirdim. Bir gölü tek bir yudumda, devasa bir havuzu bir tas su gibi... Ah, içimdeki ay yüzlü çöl!.. Sen de derya denizdin bir zamanlar. Suların serinliğini yaşadın, yağmurlar gördün. Sular dalgalanırken dans etti kumların. Neredesin şimdi, ağzımı dayadığım çocukluğumun bronz çeşmeleri?.. Dipsiz kara kuyular. Derin suları çeken antik tulumbalar... Bingöl Dağları’nda kururcasına susuz kalmak... Binlerce pınarın fışkırdığı yaylalarda bir avuç su içememek... Susamak, susmak... Susuzluktan kavrularak susmak.
Yazar
Yazar
Murat Türk
Profili Görüntüle
14 kitap
Değerlendirmeler (0)
Değerlendirme yapmak için giriş yapmalısınız
Giriş YapHenüz değerlendirme yapılmamış
Okuyanlar (0)
Henüz kimse bu kitabı eklememmiş