Kitap Hakkında
Hadiselerin birbiri ardına gelişiyle zihnimizde varlık kazanan zaman, ebedi bir tekerrüre düşenler için bütün anlamını -böylelikle varlığını da- yitiriyordu. Güneş doğuyor ve sabah oluyor diyorduk, Güneş batarken akşam. Ancak tek başına Güneş’in hareketleri yetmiyordu zamanı belirlemek için. Hiç değilse yüzünüzde artan bir iki kırışığa ihtiyaç duyuyordunuz yaşlandığınızı imleyen; zamanı somut bir nesne gibi duyumsuyordunuz böylelikle.Yaşlandığınızı, bunca seneyi ardınızda bıraktığınızı, şimdi için bunca şeyi biriktirdiğinizi hissediyordunuz. Ölmekten imtina ediyordunuz elbette; bütün ölümlülerin yaptığı gibi, ancak hala yaşıyor olmanın sevincini de bayramlıklarıyla uyuyan çocuklar gibi duyuyordunuz en yaşamsal tarafınızda. Zaman, mikyasa gelmeyecek kadar çok, anlamı oluyordu böylelikle var olmanın. Yaşamın anlamı zamanda, yani ölümde tezahür ediyordu.İnsanı, bir konserve içinde zamanın kaydından çıkarmış olabilseydik, yaşlanmayan ve ölüme doğru koşmayan bir varlık kılsaydık onu, yine de yaşamasının bir anlamı olur muydu? Sözgelimi bir şekilde biyolojik bir ölümsüzlük için gerekli iksiri bulsaydık da yaşamımız aynı minvalde sürüp gitseydi?
Yazar
Yazar
Ali Ergüçlü
Profili Görüntüle
1 kitap
Değerlendirmeler (0)
Değerlendirme yapmak için giriş yapmalısınız
Giriş YapHenüz değerlendirme yapılmamış
Okuyanlar (0)
Henüz kimse bu kitabı eklememmiş