Mimari Maketler
ISBN 9789755113524
Yayınevi Birsen Yayınevi
Yazarlar Mustafa Akgün (author)
Kitap Tanıtımı ÖNSÖZ Yıllar önce bir gün Vilayet Konağına doğru o yokuşu çıkıyordum. Aklıma geldi, bir kitapçıya girdim. Maket üzerine bir kitap arıyorum. Sizde bulunur mu? diye sorduğumda çok kısa Yok dediler. Bir iki kitapçıya daha uğradım. Cevap yine aynıydı. Yok Benim de o zamanlar hem yurt dışında, daha sonra da yurt içinde 30 yıla yakın bir deneyimim olmuştu bu konuda. Üstelik şimdi mimarlık fakültelerimizde, yüksek okullarımızda ders olarak ta okutuluyordu. Ama kitabı yoktu. İşte o zamandan beri böyle bir kitap yazmanın bana vazife olduğunu düşündüm hep. 1965 Yılı sonlarında ailem ve çocuklarımla birlikte Almanyanın güneyinde Villingen şehrine gittik ve orada yerleştik. 1966 yılı başlarında Şehir Yönetimi inşaat Müdürlüğünde geçici olarak çalışmaya başladım. Önümde birkaç aşamalı bir deneme süreci vardı. Onu aşabilirsem Mimar olarak devamlı statüde çalışabilecektim. Böylece vazifeye başladım. Bir gün sordular: Maket yapabilir misin? "Bilmiyorum ama denerim, dedim. Hemen bütün dokümanlar masama kondu. Aslında konu basitti. Ama benim için karmaşıktı. Bir aya yakın uğraştım. Maketi oluşturacak olan elemanları parça parça hazırlayıp bir kenara koyuyordum. Ama maket bir türlü bitmiyordu. Yöneticiler (bana işi verenler) ile diğer bazı meraklı kişiler, mimarlar uğrayıp Daha bitmedi mi? diye sormaya başlamışlardı. Artık benim de moralim bozuluyordu. Nihayet bir gün parçalar halindeki bölümleri bir araya getirip yapıştırmaya başladım. Ertesi gün maket bitti. Ben dahil hepimiz şaşırdık. Biri sevinçle bağırmıştı: Artık bizim de çatımızın altında maket yapan biri var. Daha sonra maket konusunda pek çok işler verildi bana. Hepsini yapıp teslim ediyordum. Bazen hatalar oluyor, yahut bir kararla değişiklikler gerektiğinde kesip biçip yeniden tamamlıyorum. Kabul edilip beğeniliyordu. Bu arada taraflar olarak iki şeyi öğrendik: 1- Maket işinin sanıldığı kadar kolay ve basit olmayıp biraz da kabiliyet istediğini, 2- Artık maket yapmayı öğrendiğim zaman bile çok çabuk yapmanın kaliteye tesir edeceğini, konu ve istenenlere göre uzunca bir süreyi göze almanın kaçınılmaz olduğunu, Kısacası biraz sabır ve biraz da kabiliyet işi olduğunu taraflar olarak anladık. Bir gün bir maket işi verilecekti. Yalnız bir hafta vaktimiz var. Yetiştirebilir misin? diye sorulduğunda Bir haftada yetişmez. deyince Tamam vazgeçtik maketten. dendi ve konu kapandı. Yine bir gün daha büyük bir şehrin İnşaat Müdürlüğüne gitmiştim. Amacım, maket çalışmalarının nasıl yürütüldüğünü ve kalite düzeyini görmekti. Üstte normal bir katta idare, mimari ve proje büroları vardı. Bodrumda ise bir maket atölyesi kurulmuştu. Çeşitli elektrik motorlu ahşap işleme tezgâhları temin edilip atölyeye yerleştirilmişti. Başında ise her halde işinin ehli bir marangoz ustası bulunuyordu. Adam o kaba aletlerle ince işler yapabiliyormuş. Yanımdaki mimar anlattı: Yukarıda çizim ve detaylar hazırlandıkça yahut değişiklik gerektiğinde bir mimar arkadaşımız buraya iniyor, durumu ustaya anlatıyor. Usta çalışmaya başlıyor. Ama mimar bir türlü yanından ayrılamıyor. Usta, mimar olmadığı için hep bir şeyler soruyor, dolayısıyla mimari oraya bağlıyor. Demek ki mimari bürolarda maket te yapabilen bir mimarın bulunması ile ancak problem çözülebiliyor. Yalnız şu da bir gerçektir ki hiç kimse bunca yıl okuyup mimar çıktıktan sonra, mesleğinin belki de bir bölümünü kapsayan sadece maket işiyle uğraşmaya razı olmaz. Ama bazen yönetici bile, hele kendi tasarım çalışmalarına paralel bir fikir veya çalışma maketi üzerinde düşünürse belki kısa zamanda büyük atılımlar yapabilecek, daha doğruya ve daha güzele varabilecektir. Bu durum genel tasarım çalışmalarına yansıyacak, kısa zamanda daha kaliteli ve temiz projeler ortaya çıkabilecektir. Her büro şefi yahut mimar şüphesiz maket yapamaz, yapması da gerekmez zaten. Ama maket yaptıracağı zaman hangi elemanından nasıl bir iş isteyeceğini ve ne kadar zaman beklemesi gerektiğini çok iyi bilmek durumundadır, öyle ki yaptığı anlaşmalar aksamadan maket proje ile birlikte teslim edilebilsin. İşte bu husus çok önemlidir. Çoğu zaman maketler geç (projeden sonra ayrı bir günde) teslim edilir. Anlaşmalar ve şartnameler de buna göre hazırlanır. Ama siz yine de maketinizi projeyle birlikte teslim edin. Bitmiş bir çalışmayı, hele maket gibi karşı tarafın ilgisini çekecek ve çok etkileyici olan maketinizle birlikte teslim ettiğinizde muhatabınız indinde derhal birkaç puan kazanmış olursunuz. Maketinizden evvel projenizin tetkikine mümkünse fırsat vermeyin. Geç kalmış bir maket etkisinden çok şey kaybeder. Her büroda maket yapabilen ve o konuda çalışmayı seven bir meslek adamının yani mimarın bu görevi üslenmesi kaçınılmazdır. Bu kitabın amacı, maket çalışmalarının mimari tasarım çalışmalarına paralel yürütülmesini, en küçüğünden en büyüğüne kadar bütün mimari, iç mimari ve dekorasyon bürolarında küçük bir maket bölümünün oluşturulmasını, ortaya çıkacak başarılı maketlerle asıl gaye olan mimari çalışmaların zamanla daha da kaliteli örneklerine kavuşabileceğini teşvik ve telkin etmektir. Üniversite sıralarında, bilhassa mimarlık fakültelerinde, iç mimari ve dekorasyon bölümlerinde, hatta meslek liselerinin inşaat ve mimari bölümlerinde ve diğer teknik alanlarda okumakta olan genç öğrencilerimize maket yapım alanının çok lüzumlu ve değerli hatta bir ihtisas ve meslek dalı olduğunu, ilgi duyanların öğrenme olanaklarından yararlanmalarını içtenlikle öneririm. Bu kitabı yazmaya başlamadan önce çok değerli iki kitap geçti elime. Biri: Architektur Modelleki bütün fotoğraf ve şekilleriyle Stuttgart Mimarlık Fakültesi öğrencilerinin ders ve diploma çalışmalarından oluşuyor bir yönüyle. Buna ilâveten, bir maketin nasıl yapılacağından çok, çeşitli malzemelerin fiziksel hatta kimyasal özelliklerine kadar geniş bilgi veriliyor. Basit fakat çok çeşitli el aletlerinin fotoğrafları ile tanıtımı yapılıyor. Tel ve levha şeklinde metal malzemelerin neden ve nasıl şekillendirilebileceği ve birleşimleri yani lehim tekniği üzerinde önemle duruluyor. Bu konu benim için de tamamen yenidir, ama öğrenmemiz gerekiyor.