İnsancıl Dergisi Sayı 340
ISBN 2789788615142
Yayınevi İnsancıl Yayınları
Yazarlar Kolektif (author)
Kitap Tanıtımı İnsancıl Kasım 2018 Sayısından 1 Özge Sönmez – Kış Geliyor (Şiir) 2 Betül Çotuksöken – Felsefenin Gör Dediği: Felsefe Tarihi: Antropontolojik Okuma 29 İnsanın toplumsallığı, tarihselliği, kültürelliği dilde ve dilin bireysel kullanımı olan söylemde başkalarının ilgisine açık duruma gelir. İnsanların içinde bulundukları zaman ve mekân sınırlarını aşan, insanı neredey­se sınırsız bir varlık yapan, ama bir o kadar da bu nedenden dolayı, insanı sınırlar üze­rinde düşünmeye zorlayan bu durum ya da bu özellik sürekli olarak insana yönelmemi­zi, insanı sorgulamamızı bizden ister ya da bekler. Günümüzün ileri teknolojisine dayalı sanal gerçekliğin olanaklarıyla kendine yö­nelimi, kendisiyle, kendisi olmayana ve bun­lar arasındaki ilişkilere yönelimi de farklıla­şan, genleşen, genişleyen insanın önüne, felsefece bakıldığında ne denli çok sorunun konulduğu açıkça görülmektedir. 6  Muhammed Korkmaz – Gül Yaprağı Kadar İncedir Aşkın Gölgesi (Şiir) 7 Mustafa Günay – Düşünce Defterimden Fragmanlar Nermi Uygur, Güneşle adlı kitabındaki 'Devlet Felsefeyi Nasıl Elealmalı ki Çökmesin?' başlıklı yazısında Platon’un filozof-kral kavramını ve devlet-felsefe ilişkilerini ele alır. Soru, Platon’un Devletinde geçmekte­dir. Ama sanırım günümüzde bu soruyu şöy­le değiştirmek ya da yeniden sormak uygun olur. 9 Remzi Çatak – Kör Bakışlarda (Şiir) 10 Yusuf Çotuksöken – 'Mektup' Üzerine (Deneme) 'Sahi, en son mektubu ne zaman almıştı­nız? Anımsıyor musunuz?' Ben düşündüm: Birkaç yıl önceydi, galiba... Klasik mektup­tan söz ediyorum: Elyazısıyla yazımlı, posta yoluyla gönderilmiş mektuptan. 13 Asım Öztürk – Erkendir Ölüm (Şiir) 14 Gürcan Arıtürk – O 'İyi Türkçeci' Emin Özdemir Olmasaydı... Başlığı Emin Özdemirin son kitaplarından birinin adından, 'O İyi Kitaplar Olmasaydı'dan uyarladım. Gerçekten de 1 Eylül 2017 tarihinde yitirdiğimiz Emin Özdemir, Türk Dil Devrimi’nin yılmaz savunucusu-sürdürücüsü ve yürütücüsüydü. 16 Uğur Olgar – Ölebildiğimiz Kadar (Şiir) 17 Akın Kuru – Özgürlük ve Kavramları Temmuz 2017’de İnsancıl Atölyesinde Cengiz Gündoğdu yönetiminde Felsefe ve Sanat Kümesi’nde, İoanna Kuçuradi’nin bi­rinci baskısı 1998 yılında yayımlanan 'Uludağ Konuşmaları' isimli kitabını okuduk. Kitap, 'Özgürlük ve Kavramları', 'Ahlak ve Kavramları' ve 'Kültür ve Kavramları' isim­li üç başlıktan oluşmaktadır. 21 Berrin Taş – Hep Yolda 21 Ekim 2018 Şiir, insana inanmak, İnsancıl’ı yaşatma kavgası, seminerler, kendimi üretme kavgasıyla geçti 16 yıl. Buzdağının görünme­yen bölümünde direnen mücadele eden bir kadın var. Dış görünüşün ardında hep sor­gulayan benliğim bugüne dek sorduğu so­ruların yanıtını alamadı. Soruları kendime soruyorum. 23 Turgut A. Karabekir – Eşi Olmayan Adama (Şiir) 24 Mehmet Utku – Eşitliğe, özgürlüğe ve direnişe adanmış bir yaşam: Dolores Ibarruri İspanya İç Savaşı sırasında Madrid sa­vunmasında öne çıkan 'No Passaran' slo­ganı ve yine İç Savaşta komünistlerin, sos­yalistlerin ve cumhuriyetçilerin şiarı haline gelen 'Dizlerimiz üzerinde yaşamaktansa ayakta ölmeyi yeğleriz!' sözüyle milyonların gönlünde taht kuran bir devrimciydi Dolores Ibarruri (La Pasionaria-Tutku Çiçeği). On bir çocuklu bir ailenin sekizinci çocuğu olan Do­lores Ibarruri, 9 Aralık 1895’te İspanya’nın Gallarta şehrinde doğdu. Basklı bir maden işçisi baba ve İspanyol bir annenin kızıydı. 27 Burak Dort – Hayaller Senin İçin Yaratılmış (Şiir) 28 Hasan Akarsu - Eleştiri 'Rüzgar'ı Yazar, eleştirmen Cengiz Gündoğdu’nun Varlık’ta 1984-1990 yılları arasında yazdığı eleştiri yazıları 'Rüzgar' adıyla 1991’de kitaplaşmıştı. 'Rüzgar' bu kez okur mektupla­rı ve okuyucuların eleştiri yazıları eklenerek ikinci kez basıldı. 30 M. Güner Demiray – Çoktan Devirdim Yetmiş Yaşımı (Şiir) 34 Cem Çomunoğlu – Cengiz Gündoğdu ve Estetik Kalkışma Yazar Cengiz Gündoğdu, gerçekçi yazın eleştirisinin günümüzdeki en önemli temsilcisi olarak yakın zamanda görkemli yapıtı 'Estetik Kalkışmayı yayınladı. Bu yapıtın amacı gerçekçi yazının estetik niteliklerini, temel ilkeleri ortaya çıkararak serimlemekti. 36 Mehmet Karakelle – Cengiz Gündoğdu Bir Parrheiastes Mertebesine Yükselir Cengiz Gündoğdu’yu edebiyat eleştirme­ni olarak tanıtmayı hedefleyen bir yazıya; onun her şeyden önce, sözcüğün kapsadı­ğı en geniş anlamda, bir devrimci olduğunu bildirmekle başlamalıdır. Bu düzeyde bir devrimcilik tanımında, var olan toplumsal biçimlenmeyi yıkma ve yenisini oluşturma sa­vından ötesi söz konusudur. 40 Niyazi Çalı – Cengiz Gündoğdu Bir Kerberos mudur? Eleştirmen, yazar Cengiz Gündoğdu, insanları, toplumu daha iyi anlamak, kavra­mak için toplumsal gerçekçi yapıtların okun­ması ve yazılması gerektiğini söyler. Bunu her alanda dile getirmekten çekinmez. Ya­zarların gerçekçi yapıtlar verebilmesi için de estetik bilinçlerinin olması gerektiğini, bunun ise bütünlüklü bir yaşam ile olanak­lı olduğunu belirtir. Yalnızca yapıtlarla değil yazarlarla, şairlerle kısaca 'insan'la da uğraşan Gündoğdu, çözümlemesine var olan durumla başlar. 43 Özden Özütemiz – Gündoğdu. Zırhlı Bir Kara Tren Cengiz Gündoğdu’ya ilişkin yazmaya ko­yulurken, beni düşündüren en önemli konu, nereden başlamalı sorusuydu. Bunun için ilk gençlik yıllarına gitmenin doğru olacağına karar verdim. Gündoğdu’nun yetişme/yetiştirilme biçimi, bu biçimin içeriği bana göre onun sanat anlayışını, edebiyat anlayışını ve buna bağlı olarak da eleştiri anlayışını ortaya koymak için önemli ipuçları veriyor. 48 Güldane Bulut – Lokomotif (Şiir) 49 A. Didem Uslu – 2018 İlkbahar Oyunlarından (1) İstanbul sahneleri rengarenk. Pek çok tiyatro oyunu, pek çok sahne gösterisi. Ne- toçka Nezvanova, Dostoyevki’nin bitmemiş bir anlatısının sahnelenmesiymiş. Oyun ta­mamen edebiyat gibiydi. Duygu geçişlerini başarıyla gösteren Gülay Say iyi bir oyuncu. Dokuz yaşındaki çocuk olarak başladı ve gözümüzün önünde bir büyüdü, bir yine ço­cuklaştı. Ancak oyun, duygu dalgalanmala­rından başka oyunculuğa yer bırakmıyordu. 56 Ahmet Fındık – Rahime Henden’le Söyleşi 59 İnsancıl’a Mektup 60  Bize Gelenler 61   Hakan Gügercinoğlu – Pelit (Öykü) Sobanın üst kapağını araladım, közler küllenmişti. Odunluğa yönelirken ceketimin eteğine biri asıldı. Baktım, İsa... sınıftaki on altı çocuktan en küçüğüydü. Türkçeyi henüz öğrenememişti. Bildiği tek kelime olan 'örgetmen'i farklı tonlamalarla söyleyerek der­dini anlatmaya çalışıyordu. Örneğin bir şey isteyecekse hızlıca 'örgetmen, örgetmen' diyordu. İsteği geri çevrilirse ilk heceleri vur­gulu, son heceyi uzatarak 'örgetmeeeeen' diye ısrar ediyordu, sevgisini göstermek is­terse nefes nefese 'örgetmen', diyor sonra dolu dolu gülüyor, esmer yüzünde büyük si­yah gözleri, minik süt dişleriyle neşesi bana da geçiyordu.  63 Cengiz Gündoğdu – Sennur Sezer’le Düşsel Konuşmalar Bu düşsel konuşmaların gerçeklikle ilgi­si yoktur. Cengiz Gündoğdu’nun zihninde oluşturduğu durumlardır. Mantığı yoktur. Bir düşün mantığı olmaz. Ilık, bence çok güzel bir sonbahar akşa­mı içinde kendimi görüverdim. Aslında daha önce bir kar fırtınası içindeydim. Düş bu ya.   (Tanıtım Bülteninden)   )